melih sagcan

Dişini kapıya bağlayıp çeken birisiyim, oyuncak arabası kullandığımda oldu arasıra. Işık'a ip atlattim ya buna ne dersin hatta ılık sütünu içirip uyuttum bile.Ali ata bakmakla kalmadı ben Aliyi kaldırıp ata bindirdim hehey...

Ben Sek Gidiyorum

Keyfimden değildir her gece rakı sofrası kuruşum veya alkolik olduğumdan da değildir bu içişlerimin sürekliliği. İkimizi anlattığı için koyarım o masaya uzun iki bardağı. Ben rakıydım, acı ve sert sen ise benim gözümdeki berraklığınla suydun. Rakının içine sudan başka hiç bi şey konulmazdı birleşirdik tek bir kadehte. Seninle birlikte aklanırdım, bundandır benim beyaz renge dönüşmem. Seni soğutur öyle alırdım, içime öyle karışırdın. Hiç bir zaman 3.  şahsı aramıza sokmadım ama sen kolayı seçtin aramıza buzu aldın. Tadımız kaçtı içimi sen zorlaştırdın. Artık ben sek gidiyorum. Canım isterse yanıma şalgam suyu veya soda alıyorum ama içime kimseyi karıştırmıyorum.

Iyi Geceler Sevgilim

Gözlerin kapandı dimi geceye? Şimdi başlarsın sabaha hatırlamıyacağın bir rüya görmeye. O öpmeye kıyamadığım yanaklarını biraz yastığına gömmüş birazda desteklemişsindir o pamuk ellerinle. Hele ki o dudakların nasılda büzülmüştür dahada pembeleşmiştir şimdi. Yatağın sol köşesine geçip sağ tarafına yatmışsındır. Yorgana sarılıp yine ayaklarını açıkta bırakmışsındır. Hiç denemezsin yorganın altına almayı, zaten sen televizyon izlerkende battaniye altına değil benim bacaklarımın altına sokuştururdun o minik ayaklarını. İçerden tıkırtılar geliyor sevgilim. Galiba yine huzursuz şeyler görüyorsun geliyorum sağ yanına, ayaklarını bacaklarımın arasına almaya. Geliyorum her zamanki gibi göğsüme yatırmaya. 

Kahve Fali

Biz ki fallarımız bile aynı çıksın diye aynı yudumlar aldık aynı anda kapattık kahvelerimizi. İllaki kalp şekli çıkarıcaz diye ellerimizle azmı kurcalamadık telveleri. Sürekli bir at, sürekli bir mutluluk çıkardı o kahvenin içinden hiç bir zaman görmedik kötü görünen şeyleri. Yada söylemek istemedik büyünün bozulmaması için görünenleri. Fincanda ortak bir şeyimiz çıkmasa bile umudumuzu kesmedik tabağa bıraktık hayallerimizi. Falın ikinci kısmında fincana dökülen kahvenin arkasında aradık mutlu tablomuzu ama hiç bir zaman farkına varamadık çıkan uzun yolların birbirimizle kesişmediğini.

Kutu

Kitap okuma lambamın atında oturmuş sadece yaşananları düşünüyordum.Artık devamının gelmeyeceği için işinden olmuşda eşyalarını kutuya koyar misali bende kutuya yerleştiriyordum yaşanaları senelere ayırarak.Neler yaşanmış neler yapılmış hiç birini yad etmeden sıralıyorum kutuya.Yaşananlarla doldurmuşken, kutuda boş kalan yerleride verilen sözleri sokuşturuyordum.Yalanlarla bağlıyordum bir daha açılmaması için.Zaten yaşadığımız zamanlarda da hep böyleydi, yalanlar kaplıydı yaşananların üstü.Ve bir daha elimin altına gelmemesi için yatağın altına değil çöpün yanına bırakıyordum.

Farklı sehir Farklı kisiler

En önemlisi aynı gökyüzüne bakıp hayal kurmadık mı bir birimiz için.Aynı güneşin ışığıyla uyanmadıkmı yeni bir güne.Gecelerde aynı aya bakarak konuşmadık mı seninle.Gökyüzündeki bulutun hayalimizde ki bebek resmine benzetmedik mi beraber.Üzüldüğümüz olaylar filmlerdeki yorumlarımız aynı değilmiydi.

Bunca aynı şeye rağmen senden tek dileğim, lütfen farklı şehirlerde de olsa farklı kişilere seni seviyorum deme.

Yine gidislerinden birini yaptin

Herkesin kar yağıyor demesiyle kapladı içimi bir sevinç.Nedeni ise seni bana anlatmasıydı yağan bembeyaz karın.Seni izlemek için gittim cam kenarına.Çok güzeldin bembeyaz süsülüyordun yeryüzüne, sanki her bir kar tanesinde slm veriyordun bana o gülen yüzünle.Beyazlığı senin tertemiz, masum ve saf kişiliğini eşsiz şekli ise şımarık, güzel ve sevecen hallerini hatırlatıyordu bana.Kimse çıplak elle bile dokunamazken ben yüreğimi açarak iniyordum aşşağıya her bir tanenini kimsenin ayaklarının altında ezilmemesi için.Yakalayabildiğim her kar tanesini koynuma koydum sana olan ateşimi hisset diye.Sabah uyandım koynumda yoktun camdan dışarı baktım yine yoktun işte o zaman anladım yine gidişlerinden birini yaptın.

Hic bir sey degismedi

Seninle izlediğim filmler hiç eskimiyor sanki hepsi bütün sinemalarda hep vizyonda kalıyor çekilen fotoğraflar hep güncel kafamın bir köşesinde.Seninle yürüdüğüm yollarda ki menekşeklerin renkleri dahi aynı, seninle izlediğimiz güneş hep aynı yerden batıyor benim için.Beşiktaş’da simit yerken yanımıza gelen güvercin yine, simit yerken geliyor yanıma o bile değişmedi.Sen şimdi gittin ya ne yeni film giriyor vizyona nede sokakda ki menekşenin rengi değişiyor benim için.Dünya dönüyor umrumdamı güneş benim için hep aynı yerden batıyor.

Ayrilik Noktasi

Nedense garlar, garajlar ayrılık yerleri gibi gelir çoğu kişiye.Kimse düşünmez oralrın birleşme buluşma mutluluk noktası olduğunu.
Her ne kadar çoğu ayrılık yankılansada duvarlarında elbet mutluluğu gören bir çok peron vardır bu yerlerde.Ayrılık noktası 
olarak anılmalarının nedeni ise ayrılıkların, çok büyük acı vermesidir.Belkide hayatın tükendiğini hissettiğin yer olduğundan 
dolayı böyle anılanıyordur.Halbuki çoğu mutluluklarda bu bulışma noktasında gerçekleşmiştir ama o ayrılık acıları ellerinin ellerinden
ayrılışı, gözlerinin onu son kez göreceği, sol tarafındaki acı daha ağır basmaktadır mutluluğa nazaran.Onun içindir garlar ve
garajlardan korkum.

Sen Üzülme

Güneş misali parlayan yüzünü, gece misali karanlığa çevirmesin.Gözünde, her tarafı sel aldıracak yağmurlar değil, seni sabaha uyandıran miss gibi kokan yağmurlar yağdırsın.Sevsin seni, aklımdasın demesin boş yere, gönlümde bir yere sahipsin desin gözlerini açarak sana.Tartışıp kavga ettiğinizde değil, sana sarılabilmek kollarının arasına alabilmek için estirsin soğuk rüzgarları.Giderken arkasına bakmadan, senden ayrıldığı için değil sen üzülme diye gitsin.

Kelebegim

Seni gördümde çok güzelsin
Anlattılar önceden hiç bişiye benzemezmişsin
Kapalıymışsın sonradan açılmışsın
Ha birde dediler ki ilişkin bir gece sürermiş
Sana kelebeğim diyebilirmiyim?